Bir avuç yünün sıcak dokusu, sessiz bir atölyenin kapısını aralıyor ve her iplikte yüzlerce yılın mirasını taşıyor. Van’da, geleneksel keçe sanatını sürdüren Necmiye Tekin, genç kuşaklara bu kadim beceriyi aktarmak için günlerini adıyor. Yün, su ve sabunun sade güçleriyle şekillenen bu sanat, sadece bir el becerisi değil, aynı zamanda kültürel mirasın canlı bir göstergesi. Tekin, uzun yıllar boyunca hem eğitmenlik yaptı hem de eserlerini kendi markasıyla paylaşarak, keçeyle üretilen ürünlerin modern yaşama nasıl entegre edildiğini gösteriyor.
Keçenin temelleri için gerekli olan doğal malzeme, sabır ve emek bu sanatı sadece dekoratif bir uğraş olarak değil, bir yaşam biçimine dönüştürüyor. Tekin’in atölyesi, yerel ve ithal yünün dikkatli bir diziyle kullanıldığı, her bir parçada gelenek ile çağdaşlığın uyum içinde buluştuğu bir laboratuvar niteliği taşıyor. Burada üretilen parçalar, sadece estetik değeriyle değil, üretim sürecindeki tutkuyla da öne çıkıyor.
Tekin, Ankara ve İstanbul’da aldığı eğitimlerle keçe üretiminin teknik boyutunu derinleştirdi. 2023 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sınavlarından başarıyla geçerek Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanını elde etmesi, bu mirasın resmi olarak desteklendiğini gösteriyor. Atölyede öğrencilerle gerçekleştirilen çalışmalarda koyun yününden takke, şal, çanta, tablo ve dekoratif ürünler ortaya çıkıyor. Bu süreçte hem kadim sanat unsurları yaşatılıyor hem de katılımcılara somut ekonomik kazanımlar sunuluyor.
Amacımız gençlere, keçe sanatını sadece bir hobi olarak değil, bir kariyer fırsatı olarak göstermek. Bu yaklaşım, doğa dostu üretim anlayışını da ön planda tutuyor. Atölyede kullanılan yünler, mikroparçacıklarıyla dikkat çekiyor: yerel yünlerin mikronu yüksek olduğundan kalın ürünlerde, ithal yünlerin ise daha ince dokulara uygun olduğu belirtiliyor. Tablolarda ise Urartu, Selçuklu ve Osmanlı motiflerine olan vurgu, bu toprakların zengin tarihini görsel bir dilde yeniden kuruyor.
Tekin’in üretim felsefesi, yalnızca teknik beceri kazanma üzerine değil, aynı zamanda içsel bir yolculuğu da kapsıyor. Atölyeye adım attığında dış dünyayı bir süre unutuyor; keçe yapmanın verdiği dinginlik, ruhsal dengeyle birleşiyor. Keçe sanatı, burada yalnızca fiziksel bir süreç olmayıp, duygusal ve zihinsel bir deneyime dönüşüyor. Yünle resim yapmak, bu sanat için bir tür meditasyon aslında.
Öğrencilerden Elvin Borak’ın gözünden bakınca da tablo şu: Üretim sürecinin her aşamasına katılan gençler, elde ettikleri eserlerde hem becerilerini yükseltiyor hem de kalıcı anılar biriktiriyorlar. Bu deneyim, gençler için kariyer yolunu netleştiren bir kilometre taşı oluyor.
Keçe Sanatının Temel Taşları ve Hayata Yansıması
Keçe, doğanın en saf materyallerinden birinin, su ve sabunla bir araya gelmesiyle meydana gelen bir dokuma sürecidir. Bu temel süreç, birkaç adımla özetlenebilir: yün seçimi, nemlendirme, yoğurma, kullanım amacı doğrultusunda şekillendirme ve nihayetinde kurutma. Tekin’in atölyesinde yerel ve ithal yünlerin dengeli kullanımı, ürünlerin hem dokusal zenginliğini hem de renk ve motif çeşitliliğini artırıyor.
Motif seçimi, tarihsel bir derinlik taşıyor. Urartu ve Selçuklu motifleri, tekniğin modern kullanımıyla birleşerek, her parçanın bir hikâye anlatmasına olanak tanıyor. Bu yaklaşım, kültürel mirasın yaşatılması ve turizm açısından da değerli bir çıktı oluşturuyor. Ürünler sadece estetik birer obje değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın somut kayıtları olarak görülüyor.
Atölye ortamında yerel yün ile çalışmanın avantajları netleşiyor. Mikronu yüksek olan yerel yünler, kalın kumaşlar ve yaygılar gibi ürünlerde tercih edilirken, mikronu daha düşük olan ithal yünler ise aksesuar, iç giyim, şal, şapka gibi delik ve ince dokulu parçalarda kullanılıyor. Bu çeşitlilik, her ürünün hem dokunsal hem de görsel olarak zenginleşmesini sağlıyor.
Gelecek Nesillere Aktarma Stratejileri
Gelecek nesillere aktarım, yalnızca teknik öğretimle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda sanatı günlük yaşama entegre etme becerisini de kapsıyor. Tekin, gençlerle kurduğu bağlarda, keçe yapımının adımlarını birer kültürel miras aktarımı olarak sunuyor. Okullarda ve topluluk merkezlerinde düzenlenen atölyeler, eylem odaklı öğrenme yaklaşımıyla planlanıyor; öğrenciler sıfırdan bir ürün çıkardıkça, sabrın, disiplinin ve ekip çalışmasının ne anlama geldiğini deneyimliyorlar.
Bir yandan estetik tatmin sağlanırken, diğer yandan ekonomik fayda da ortaya çıkıyor. Ürünlerin kendi markası altında pazarlanması, gençlerin kendi girişimcilik yolculuklarını başlatmalarına imkan tanıyor. Bu durum, yerel ekonomiyi canlandırmanın ötesinde, yerel üretim ve kooperatif hareketleri için de ilham verici bir örnek teşkil ediyor.
Tekin’in sözleri, bu durumu özetliyor: “Amacım bu kadim sanatı gelecek nesillere aktarmak ve kimyasal atık içermeyen, doğa dostu bir ürün bırakmaktır.” Bu hedef, sadece bir sanat formunun sürdürülmesi değil, sürdürülebilirlik ve çevre bilinciyle yoğrulmuş bir üretim felsefesinin benimsendiğini gösteriyor.
Atölye Deneyimi: Öğrenciler ve Öğretmenler Arasında Köprü
Atölyede geçirilen zaman, bir yandan teknik becerilerin gelişimini sağlar, diğer yandan da öğrenciler için bir güvenlik ağı oluşturur. Tekin, keçe yapımının sadece bir fiziksel süreç olmadığını, aynı zamanda bir duygusal ifade biçimi olduğunu vurguluyor. Yanıt veren bir yaratıcı süreç olarak keçe, öğrencilerin kendi içsel dünyalarını keşfetmelerine olanak tanır.
Elvin Borak gibi gençler için bu deneyim, kariyer yolunu belirleme konusunda net bir anlam taşıyor. Üretim sürecine katılan her öğrenci, yalnızca ürün çıkarmakla kalmıyor; aynı zamanda sabır, planlama ve problem çözme becerileriyle donanıyor. Bu beceriler, eğitim yaşamı boyunca edinilen teorik bilgiyi pratiğe dönüştüren bir köprü olarak işliyor.
Keçe sanatının güncel ve gelecek eksenindeki değerleri, Tekin’in çalışmalarında netleşiyor. Ahşap ve metal gibi diğer el sanatlarıyla karşılaştırıldığında, keçe daha sürdürülebilir bir üretim modeli sunuyor; su ve sabunla çalışılan basit malzemeler, uzun vadeli çevresel etkileri minimize ediyor. Bu yönüyle, hem yerel ekonomiye hem de küresel çevre bilincine katkı sağlıyor.
Sonuç olarak, Necmiye Tekin’in atölyesi, yalnızca bir sanat üretim merkezi değil; aynı zamanda bir öğrenme laboratuvarı, bir gençlik merkezi ve bir kültürel miras koruma odak noktası olarak öne çıkıyor. Bu süreçte keçe, her parçada yeniden şekilleniyor ve her dokuda geçmişle geleceğin buluşmasını simgeliyor.
