İstanbul’un Tarihi Sarnıçları ve Stadlarındaki Tehditler: Aetios Sarnıcı ile Vefa Stadı Çevresindeki Koruma Mücadelesi
Günümüz İstanbul’unda yükselen inşaat hızı, tarihi doku ile modern ihtiyaçlar arasındaki sürtüşmeyi her gün yeniden tarif ediyor. Özellikle 1. ve 5. yüzyıllara ait sarnıçlar ile bu su yolaklarının üzerinde yükselen Vefa Stadyumu ve ilişkili arkeolojik kalıntılar, kent kimliğini oluşturan temel unsurlar. Bu yazıda, Aetios Sarnıcı’nın korunması için atılan adımları, Çukurbostan Sarnıcı ile bağlantılı riskleri ve koruma otoritelerinin mevcut yetkileriyle karşılaşılan güçlükleri, kent ölçeğinde uygulanabilir çözümlerle ele alıyoruz.
Aetios Sarnıcı, Bizans döneminin derin izlerini taşıyan önemli bir su depolama altyapısıdır. Modern altyapı projeleriyle birleştiğinde, sarnıcın temel dinamikleri ve duvarları üzerindeki baskı artıyor. Yetkililer çoğu zaman arkeolojik sit alanlarının sınırlarını yeterince koruma bilinciyle ele almıyor ve kazı işlemleri, sarnıcın dengesini bozabilir. Bu nedenle, planlama aşamasında arkeolojik sit alanlarının göz ardı edilmemesi kritik bir öncelik haline geliyor.
Vefa Stadı ise kent merkezinde uzun yıllardır kullanılan bir spor alanı olarak bilinir. Ancak stadın etrafındaki çalışmalar, Çukurbostan Sarnıcı gibi derin tarihî kalıntıları doğrudan etkiliyor. İnşa süreçlerinde kullanılan ağır makineler ve zemin hareketleri, eksiksiz bir koruma planı olmadan, sarnıçların sıkışmış zeminlerinde çatlaklar ve deformasyonlara yol açabilir. Bu noktada, stad ve arkeolojik alanlar arasındaki etkileşimi yöneten koruma kurulları ile yerel yönetimlerin koordinasyonu belirleyici rol oynar.
Koruma Kurulları ve Yetki Kısıtları: İstanbul’daki pek çok proje, karar alma mekanizmalarının doğrudan etkisi altında şekillenir. Ancak bazı projelerde şeffaflık eksikliği ve incelikli değerlerin yeterince dikkate alınmaması, koruma hedeflerini zayıflatır. Bu nedenle, arkeolojik ve kültürel değerlerin korunması adına bağımsız denetim mekanizmaları ve sivil toplum katılımı hayati önem taşır. Doğru planlama ile entegre koruma politikaları, tarihsel mirası güvence altına alırken şehrin sürdürülebilir gelişimine de hizmet eder.
Kentsel Planlama ve Teknoloji Entegrasyonu: Modern teknolojik çözümler, geçmişin korunmasını güçlendirir. 3D haritalama, sismik inceleme ve dijital arkeoloji teknikleriyle, yeraltında yatan kalıntılar gün yüzüne çıkarılmadan önce analiz edilebilir. Böylece hem güvenlik hem de kullanıcı deneyimi açısından dengeli bir koruma sağlanır. Özellikle arkeolojik sit alanlarının çok boyutlu değerlendirilmesi, projelerin güvenli ve şeffaf yürütülmesini kolaylaştırır.
Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü: Şeffaflık ve katılım, mirasın korunmasındaki en güçlü araçlardır. Sivil toplum kuruluşları ve bağımsız medya, savunulan değerleri görünür kılar; yasa ve uygulamalardaki eksiklikleri kamuoyuna aktarır. Böylece karar alma süreçlerinde katılımın artırılması ve yaygın bilgilendirme ile zararlı projelerin engellenmesi mümkün olur.
Geleceğe Yönelik Çözümler: İstanbul’un tarihi doku ve modern yaşam alanları arasındaki dengeyi kurmak için, doğru planlama, entegre koruma politikaları ve yenilikçi arkeolojik yöntemler bir arada uygulanmalıdır. Zeminin dinamiklerini anlamak için sismik tarama ve arkeolojik sondajlar planlama süreçlerinde hak ettiği yerı bulmalı; karar mercileri ise bağımsız denetim mekanizmalarıyla güvence sağlamalıdır. Ayrıca yerel yönetimler ile kamu kurumları arasında güçlendirilmiş iletişim hattı kurulmalıdır.
Pratik Adımlar ve Uygulama Rehberi olarak şu adımlar önerilir: 1) Arkeolojik sit alanlarının sınırları ve korunma seviyesi netleştirilip, tüm yeni projelerin bu sınırlar içinde kalmasını temin etmek; 2) İnşa sürecinde kullanılan makinelerin çalışma alanlarının çevresel etkilerini minimize edecek teknik çözümler benimsemek; 3) 3D modelleme ve dijital arkeoloji ile güvenlik odaklı simülasyonlar yapmak; 4) Şeffaf süreçler ve katılımcı karar alma mekanizmalarıyla kamuoyunu süreçlere dahil etmek; 5) Bağımsız denetim ve yerel topluluk katılımı ile planların uygulanabilirliğini periyodik olarak izlemek. Bu adımlar, tarihsel mirası korurken şehrin modern ihtiyaçlarına da yanıt verir.
Özetle, Aetios Sarnıcı ve Çukurbostan Sarnıcı örnekleri üzerinden görülen sorunlar, sadece bu yapılarla sınırlı kalmamalıdır. İstanbul’un tarihi sarnıçları ve stadlararası etkileşim, kent güvenliği, turizm potansiyeli ve kültürel kimliğin sürdürülmesi için kritik bir test olarak durmaktadır. Bu nedenle, koruma odaklı bir vizyon, teknolojik altyapı ile entegre bir planlama ve toplumun katılımı ile güçlendirilmeli; böylece geçmişin mirası güvenli, erişilebilir ve yaşanabilir bir gelecek için dayanıklı hale getirilir.
Kadın Girişim sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.
