Daha iyi yaşam standardı için adil ek ödeme nasıl sağlanır?
Devlet hastanelerinde görev yapan diş hekimleri, kritik tedavi süreçlerinde gösterdikleri üstün performansla hasta hijyeni, tedavi sürekliliği ve sonuç odaklı yaklaşım konusunda yüksek standartlar sunuyor. Ancak ek ödeme sistemi ve teşviklerdeki adaletsizlikler, mesleki motivasyonu zayıflatıyor ve hizmet kalitesini dolaylı olarak etkiliyor. Bu yazı, ek ödeme hakları, teşvik ek ödemeleri, yasal zemin, sendikaların rolü ve refah payı konularını derinlemesine ele alarak uygulamaya dönük çözümler sunuyor.
Ek ödeme sistemi ve teşviklerin mevcut durumu
Birçok devlet hastanesinde diş hekimleri, girişimsel işlemler ve acil müdahalelerde yüksek performans gösterebilse de ek ödemeler ve teşvikler konusunda dezavantajlı konumda kalıyor. Özellikle 7. ve 8. toplu sözleşmelerindeki değişiklikler sonrası, hastane ortalaması ve katsayıları üzerinden hesaplanan ek ödemeler, gerçek performans farklarını yeterince yansıtmıyor. Sonuç olarak, motivasyon düşüyor, yetkinliğe göre adil pay alma konusunda netleşme sağlanamıyor. Yazılı mevzuat ile uygulama arasındaki boşluklar, çalışanlar arasında sıkıntıya yol açıyor. Bu bölümde, adaletli ve şeffaf bir modelin nasıl kurulduğunu adım adım ele alıyoruz.
Adaletsizliğin kökenleri ve etkileri
Adil ücretlendirme hem mesleki memnuniyeti hem de hasta güvenliği için kritik. Düşük ek ödemeler ve katsayı adaletsizlikleri, diş hekimlerini gelir olarak zarar görmüş bir konuma getirirken, teşvik ek ödemelerinin kaldırılması ise mesleki gelişimi ve klinik kaliteyi olumsuz etkiliyor. Bu durum, uzun vadeli bağlılık kaybı ve aynı anda maliyetli eğitimlerin geri dönüşünün azalması riskini de beraberinde getiriyor. Ayrıca, yerel yönetimler ile kamu sağlık kurumları arasındaki koordinasyon zayıflıkları, resmi kayıtlar ve performans göstergeleri üzerinden adil paylaşımdan sapılmasına yol açıyor. Bu bölümde, somut veriler ve deneyimler üzerinden bu adaletsizliğin nasıl büyüdüğünü ortaya koyuyoruz.
Yasal zemin ve mevzuat adımları
Mevcut hukuki çerçeveye göre, 4688 sayılı Kanun ve Anayasa’nın ilgili maddeleri, ek protokol ve teşvik uygulamalarının hukuki zeminini oluşturuyor. Yargıtay kararları da tarafların mutabakatıyla ek protokol yapılabileceğini destekleyen açıklamalara sahip. 2022 yılında kamu işçilerine uygulanan ek protokol örnekleri, diş hekimleri için de benzer bir zemini göstermekle kalmıyor, aynı zamanda sürecin hızlandırılması için referans noktası sunuyor. Bu kısımdaki temel noktalar şöyle özetlenebilir:
- Ek protokolün zorunlu hale getirilmesi talebi, tarafların mutabakatıyla ilerler; bu, mesleki hakların güvence altına alınması açısından kritik bir adımdır.
- Refah payı ve ek zam talebi, gelir adaletsizliğinin azaltılması ve mesleki motivasyonun güçlendirilmesi için temel unsurlardır.
- Yasal süreçler içinde tarafların katılımı ve kamu kurumlarıyla sendikaların koordinasyonu, uygulamanın başarısı için vazgeçilmezdir.
Bu başlık altında, diş hekimlerinin karşılaştığı sorunların nasıl yasal olarak çözülebileceğine dair somut adımlar ve yol haritası sunuyoruz. Mevzuat uyumunu sağlayacak pratik öneriler ve hızlı başlayabilecek eylem planları, yöneticiler ve sendikalar için rehber niteliğindedir.
Yetkili sendikaların rolü ve taleplerin uygulanması
Sendikaların aktif katılımı, çalışanların hak ve menfaatlerinin korunması için hayati öneme sahip. Ancak mevcut durumda yetkili sendikaların sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle diş hekimleri olumsuz etkileniyor. Bu alanda Dişhek-Sen ve diğer sendikalar tarafından yürütülen çalışmalar, resmi başvurular ve toplu talepler ile ek protokolün zorunlu hale getirilmesini hedefliyor. Ayrıca, yerel yönetimler ve bağlı kurumlar bu süreçte şeffaflığı ve hesap verebilirliği artırmalı, sağlık hizmetinin kalitesini yükseltecek adımlar atmalıdır. Bu bölümde, sendikaların katılımıyla nasıl yapılandırılmış bir talep planı kurulabileceğini ve somut kanıtlarla desteklenen yol haritasını inceliyoruz.
Refah payı zammı ve ek zamların uygulanması
Ek protokolün temel amacı, mesleki yaşam kalitesini artırmak ve gelir adaletsizliğini gidermek. Bu kapsamda refah payı ve ek zam konuları, diş hekimlerinin yaşam standardını iyileştirmek için gecikmeden uygulanmalıdır. Özellikle geliri yetersiz olan ve hak ettiği değeri alamayan hekimlerin, çalışmaya devam edebilmesi için yeterli finansal teşvikler sağlanması gerekir. Bu adımları hayata geçirmek için, taraflar arasındaki iletişimin güçlendirilmesi, performans göstergelerinin açık ve adil bir şekilde belirlenmesi ve kaynakların etkin dağıtılması kritik önemdedir. Aksi halde, motivasyon kaybı, yüksek doluluk oranı ve nitelikli çalışan kaybı riskleri artar. Bu nedenle sendikaların koordineli çalışması ve yasal zeminin hızla netleşmesi hayati öneme sahiptir.
Uygulama için pratik yol haritası
İşte adım adım uygulanabilir bir yol haritası:
- Veri tabanının güncellenmesi: Hastane içindeki performans göstergeleri, hasta memnuniyeti, tedavi süreleri ve komplikasyon oranları için güvenilir bir veritabanı oluşturulur.
- Ek protokol taslağı: Tarafların mutabık kalabileceği net kriterler ve ödeme miktarları belirtilir; bu taslak hemen deneme sürecine alınabilir.
- Şeffaf hesaplama mekanizması: Katsayılar, taban ücretler ve ek ödemeler arasındaki ilişki açık bir şekilde mevzuata uygun olarak hesaplanır.
- İletişim planı: Hastaneler, diş hekimi toplulukları ve sendikalar arasında düzenli bilgilendirme toplantıları yapılır.
- İzleme ve raporlama: Uygulamanın etkisi, periyodik olarak bağımsız denetimlerle değerlendirilir ve raporlanır.
Bu adımlar, sadece bir adalet arayışı değildir; aynı zamanda kaliteli sağlık hizmetinin sürekliliğini sağlamak için gereklidir. Ayrıca, mesleki gelişim için gerekli kaynakların güvence altına alınması, hekimin klinik becerilerini güncel tutmasına olanak tanır ve hasta güvenliğini artırır.
Sonuç yerine odaklanılan hedefler
Bu kapsamlı yaklaşım, diş hekimlerinin ek ödemeler ve teşvikler konusundaki modern taleplerini karşılamayı ve gelir adaletsizliğini azaltmayı hedefler. Mevzuat uyumu, sendikaların aktif katılımı, refah payı ve ek zamların hızlı uygulanması, hem çalışan memnuniyetini artırır hem de hasta bakımında kaliteyi yükseltir. Bu süreçte şeffaflık, hesap verebilirlik ve ölçülebilir sonuçlar ön planda tutulmalı; böylece kamu sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği garanti altına alınır. Şimdi atılacak adımlar, sadece mevcut sorunları çözmekle kalmaz, aynı zamanda Türkiye’nin sağlık sistemi için örnek bir model oluşturabilir.
