Sinemanın Tüm Renkleri Altın Portakal’da Buluşuyor

63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde perşembe günü belgeseller, kısa filmler ve sinema okullarının öğrenci yapımları izleyiciyle buluştu. Gösterimlerin ardından yönetmenler, oyuncular ve yapım ekipleri filmlerinin çıkış noktalarını, çekim süreçlerini ve ele aldıkları temaları anlattı. Programda İlhan Usmanbaş’ın müzik mirasından Gazze’deki yaşam mücadelesine, Şırnak’taki çocukların hayallerinden Antarktika yolculuğuna uzanan farklı hikâyeler yer aldı.

İlhan Usmanbaş’ın yaşamı ve müziği: Modernist: Usmanbaş

Ulusal Belgesel Yarışması’nda gösterilen Modernist: Usmanbaş, Türkiye’de çağdaş müziğin öncü isimlerinden İlhan Usmanbaş’ı odağına aldı. Yapımcı Elif Dizdaroğlu, Usmanbaş’la ilk kez 2018’de Mimaroğlu filmi çalışmaları sırasında tanıştıklarını, sonraki yıllarda röportaj ve telefon görüşmelerini sürdürdüklerini anlattı. Ekip, 2022’de belgesel için izin aldı; çekim ve yapım süreci çeşitli kesintilerin ardından 2025’te tamamlandı. Usmanbaş, filmin tamamlanmasından kısa süre önce, 30 Ocak’ta hayatını kaybetti.

Yönetmen Enver Serdar Kökçeoğlu, Usmanbaş’ın uzun yaşamını Türkiye’nin ve müzik tarihinin önemli dönemleriyle birlikte ele aldıklarını belirtti. Film, bestecinin kişisel hikâyesini anlatırken çağdaş ve elektronik müziğin Türkiye’de nasıl karşılandığına da bakıyor. Kurgucu Hazal Bayar ise arşiv görüntülerini, yazıları ve bölünmüş ekranları kullanarak müziğin avangart yapısına uygun bir görsel dil kurduklarını söyledi.

Gazze’deki gündelik yaşamı anlatan Kül ve Tuz

Kül ve Tuz, Gazze’de yaşayan insanların gerçek hikâyelerini bir ressam, itfaiyeci, ambulans çalışanı ve fırıncının yanı sıra çocuklarını kaybeden aileler üzerinden aktarıyor. Yönetmen Çağatay Yurt ve yapım ekibi, filmin savaş görüntülerinden çok insanların yaşadığı acılara ve gündelik koşullara odaklandığını vurguladı. Yürütücü yapımcı Sadık Ebu Amir, bölgede kamera taşımanın ölümcül riskler doğurabildiğini, çekimleri Mahmut adlı bir kişinin telefonuyla gerçekleştirdiğini ifade etti. Filmde oyuncu kullanılmadı; anlatılanlar gerçek kişilerin deneyimlerine dayanıyor.

Nil Yalter’in sanat dünyası Zor Zanaat’ta

Türkiye’nin ilk video sanatçısı olarak anılan ve 2024 Venedik Bienali’nde Altın Aslan Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü alan Nil Yalter’in sanatını konu edinen Zor Zanaat, yönetmen Levent Çetin’in uzun yıllara yayılan ilgisinden doğdu. Çetin, Yalter’in 1990’larda gördüğü sergisinin belgesel fikrinin ilk kıvılcımı olduğunu belirtti. Sanatçının arşivini düzenli biçimde paylaşması, çekim ve hazırlık sürecini kolaylaştırdı.

Şırnak’taki çocukların hikâyesi: Uzakta

Uzakta, 2007’de Şırnak’ta düzenlenen oyunculuk atölyesine katılan çocukların izini yıllar sonra yeniden sürüyor. Yönetmen Tayfur Aydın, atölye sırasında çocukları kameraya alarak büyüyünce ne olmak istediklerini sordu. 2016’da şehirde yaşanan çatışmalar ve sokağa çıkma yasaklarının ardından onların hayatlarında nelerin değiştiğini araştırdı. Belgeselin danışmanı Mehmet Eryılmaz, yapımın Türkiye’nin toplumsal hafızasına katkı sunduğunu söyledi. Kurgucu Amir İtminan ise insanların umutlarını kaybetmesinin hikâyenin temel meselelerinden biri olduğunu dile getirdi.

Antarktika’ya uzanan tek kişilik yolculuk

Beyaz Kıtaya Yolculuk, eski olimpik kürekçi Ali Rıza Bilal’in Antarktika’yı tek başına geçerek Güney Kutbu’na ulaşma girişimini takip ediyor. Yönetmen Tayfun Belet, 51 gün süren yolculuğu yalnızca bir başarı ya da motivasyon anlatısı olarak değil, insanın kendiyle baş başa kaldığı bir deneyim olarak ele aldıklarını söyledi. Bilal, eksi 40 dereceye yaklaşan koşullarda kameraları ve pilleri sıcak tutmaya çalıştığını; kayak bağlaması, solar panel, ocak ve benzin pompaları gibi ekipmanlarda arızalar yaşadığını anlattı. Yolculuğun ardından el ve ayak parmaklarındaki hissin geri dönmesi aylar sürdü. Bilal’e göre fiziksel güçlüklerin yanında, tek başına kalmanın psikolojik yükü de son derece ağırdı.

Muhtarlık seçimlerinin gerilimi Yıkılmak’ta

Özel gösterim kapsamında sunulan Yıkılmak, yönetmen Mehmet Ali Sevimli’nin babasının köyü Pirsultanlı’daki muhtarlık seçimini konu alıyor. Sevimli, haberlerde görülen seçimlerin arka planındaki yerel ilişkileri ve rekabeti filme taşımak istediğini belirtti. Seçimin iki ya da üç oy farkla sonuçlanması, hikâyenin gerilimini artırdı. Görüntü yönetmeni Hakan Akgün, tarafsızlığı korumak için ekibin iki gruba ayrıldığını ve farklı adayları dönüşümlü olarak çektiğini söyledi.

Kısa filmlerde kadın, aile ve güven temaları

Festivalin kısa film programında farklı toplumsal ve kişisel meseleleri ele alan yapımlar gösterildi. Duygu Asena’nın aynı adlı kitabından uyarlanan Kadının Adı Yok, kadınların bugün de karşılaştığı sorunları gündeme taşıdı. Yapımcı Zeynep Sutherland, filmin Asena’nın düşüncelerine bir selam niteliği taşıdığını ifade etti.

Dünya Senin Bildiğin Gibi Değil, aile, mülkiyet ve güven kavramlarını sorguluyor. Senarist Bilgesu Kasapoğlu Akçardak, filmin çıkış noktasını babaannesinin yaşadığı gerçek bir olaydan aldıklarını anlattı: Kapıya gelen bir dilenci, bozuk parası olmadığını söyleyen babaannesinden para istedi ve parayı bozdurup geri getirdi. Film, bu küçük karşılaşmadan hareketle iki yabancı arasındaki güveni işliyor.

Kısa Akıl ise oğlunun borçlarını kapatmak için mülkünü satmak isteyen bir anneyle, akıl sağlığı raporu hazırlayacak doktor arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Yönetmen Soner Alan, yaşlılık ve hastane deneyimlerinden yola çıkarak hikâyeyi geliştirdi. Gösterime katılamayan oyuncu Sumru Yavrucuk, sağlık durumu nedeniyle evinde dinlenmesi gerektiğini belirten bir mesaj gönderdi.

Karayazı, kış gelmeden toplu mezar kazan ancak beklenenden fazla ölüm yaşanınca mezarsız kalan bir köyün hikâyesini anlatıyor. Erzurum’da geçen film, karlı çekim koşullarıyla oyunculara ve ekibe zorlu bir set deneyimi yaşattı. Oyuncu Gürkan Korkmaz, kar altında çalışmanın oyuncular için ayrı bir deneyim olduğunu söylerken yönetmen Ahmet Duvar, köy halkının ekibi yemeklerle ağırladığını anlattı.

Sinema öğrencilerinin filmleri de festival programında

Festivalin üçüncü kez düzenlediği Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması’nın ilk bölümünde altı yapım gösterildi: Mardin Artuklu Üniversitesi’nden Özlem Orhan’ın Abbaraların Şarkısı, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Orhan Kerem Kartal’ın Dostlar Sağolsun, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Amir Rezaei’nin Drunk Steps, İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Ömer Nakay’ın Özge, Koç Üniversitesi’nden Yasemin Çinal’ın Saç, Kağıt, Makas ve Akdeniz Üniversitesi’nden Deniz Kurşun’un Uzunyayla filmleri.

Yapımların konuları geniş bir yelpazeye yayıldı. Abbaraların Şarkısı, Mardin’in geleneksel leyli gecelerini ses odağında ele aldı. Dostlar Sağolsun, gasilhanedeki çekimlerde cenaze hizmetlerinin önceliğini gözeterek çalıştı. İranlı yönetmen Amir Rezaei, Drunk Steps ile break dans üzerinden kendi kültürünü tanıtmayı amaçladı. Özge deneysel bir anlatı kurarken, Saç, Kağıt, Makas bir kadının hikâyesini saç ve görünürlük üzerinden işledi. Uzunyayla ise bölgede kurulan fabrikaların ardından yaşanan su sorunlarına odaklandı.

Festival gününün öne çıkan ortak noktası

Perşembe programındaki filmler, kişisel yaşam öykülerini toplumsal hafızayla buluşturdu. Usmanbaş’ın müzik mirası, Gazze’deki sivillerin deneyimleri, Şırnaklı çocukların değişen hayatları ve Antarktika’daki yalnız yolculuk farklı biçimlerde işlendi. Kısa filmler ve öğrenci yapımları da güven, kadınların yaşamı, aile ilişkileri, yerel seçimler ve çevresel etkiler gibi konuları öne çıkardı. Gösterim sonrası söyleşiler, filmlerin arkasındaki araştırma, arşiv, çekim ve kurgu süreçlerini izleyiciyle paylaşarak festival programının kapsamını genişletti.